المؤخر
كلمة (المؤخِّر) في اللغة اسم فاعل من التأخير، وهو نقيض التقديم،...
Semud ve Âd halkı (tepelerine) ansızın inecek olanı yalanlamışlardı.
Ama Semud, şiddetli bir çığlık/ses ile helak edilmişti.
Âd ise kasıp kavuran uğultulu bir rüzgar ile helak edilmişti.
Allah, onu yedi gece sekiz gün kesintisiz onların üzerine musallat etmişti. Böylece o kavmin, orada sanki içi kof hurma kütükleriymiş gibi çarpılıp yere yıkıldığını görürdün.
Firavun (kavmi), ondan öncekiler ve yerle bir olan Lut şehirleri (halkı da hep) o hata ile geldiler.
Rablerinin elçisine isyan ettikleri için onları şiddetli bir yakalayışla yakaladı.
Sular taştığı zaman sizi gemide biz taşıdık.
Bunu sizin için bir öğüt kılalım ve anlayışlı kulaklar duysun diye.
Yeryüzü ve dağlar kaldırılıp tek çarpışla çarpılıp darmadağın edildiği zaman.
Gök paramparça olur, çünkü o gün zayıf ve güçsüz düşer.
Melekler ise onun çevresindedirler. Rabbinin Arş’ını ise o gün, onların da üzerinde olan sekizi taşır
Siz o gün (hesap için) sunulursunuz; hiç bir sırrınız gizli kalmaz.
Kimin kitabı sağından verilirse, alın kitabımı okuyun,
Yiyin, için afiyet olsun. Bu, geçmiş günlerde yaptıklarınızın sebebiyle (size bahşedilmiştir).
Kitabı solundan verilen ise şöyle der: Eyvah, keşke kitabım verilmeseydi.
Sonra da onu yetmiş arşın boyundaki zincire vurun ve sürün.
O, bir şair sözü değildir. Ne de az iman ediyorsunuz!
O, kâhin sözü de değildir. Ne de az düşünüyorsunuz!
Eğer (Peygamber) bize atfen bazı sözler uydurmuş olsaydı;
Elbette biz, biliyoruz ki içinizden yalanlayanlar vardır.